RABITA NASIL YAPILIR
(Rabıta-i şerif)


osman nuri ölmeztoprak bağdadi


Rabıta:

EN GÜZELİ ===> 1-) RABITA ŞEKLİ NASIL OLMALI...?

Kardeşlerimiz, Rabıtayı sadece virt yaparken değil; yolda, işte, yatarken de devam etmeye çalışsınlar…
Zikir yaparken kardeşlerimiz ilk önce Silsile-yi sadatı bir araya toplanmış olarak düşünsünler…
Özellikle Siraceddin evliyalarının tümünü…

Rabıtaya Mutlaka Şeyh Ali Hazretleri ile başlamalı…
Daha sonra Şeyh Osman Hazretleri ile devam etmeli...
Bu çok büyük bir ledün sırrıdır…


Böyle yapmayanlar asla o şanı yüce üstün yola bağlanamazlar…
Peygamber Efendimiz ve Sadat silsilesi rabıta yapana ruhani armağanlar ve haller getirmiş…
Hepsi de mürşidine teslim edilmiş… Mürşidin ruhaniyatı ışık saçan beyaz bir ayna…
Birdenbire bu aynaya Allah tecelli etmekte… Mürşidi gibi kendine gözükmekte...
Aynadan bir güneş gibi ışık saçmakta…
Mürit o ışığı yüzüne yansıyor olarak düşünüp rabıta ile virdini yapmalı…

2-) RABITA ŞEKLİ NASIL OLMALI...?

Gönlün Allah'a sevgi ve aşkla bağlanması aşamasıdır.
Allah bir nur olarak tefekkür edilir;
korku ve ümit içinde o nurun içinde yok olmaya,hem cismen hem ruhen kaybolmaya çalışılır.
Bu yapılırken yol mürşitleri,silsile,o nur halkası içindelermiş şekliyle hayal edilir.
Bu nur bir yağmur nuru olarak da ön görülebilir.
Halis saf,öz zeytinyağı renginde,parlaklığında sicim gibi yağan bir nur yağmurunun altında kalındığı fikredilerek bu konum zikir boyunca muhafaza edilir.
Derece derece Allah'a sevgi duyma,ona aşık olma coşkusuyla dopdolu olunur.

GAVSI SANİ'HZ ŞÖYLE DİYOR........

üç çesit Rabıta vardır.
1-Şeyhin Vucudunda kaybolmak.
2-Şeyhin suretini, karşisında düşünmek.
3- Şeyhin evini, bahçesini vb düşünmek.

--Soruldu- Akşam rabıtasında mürşidimizi hatırlayabildiğimiz en güzel şekilde rabıta yapabilirmiyiz?

Cevap: Size en güzel nasıl görünüyorsa öyle rabıta yapın...

Gözler kapalı bir şekilde şu an Allah'ın huzurundayım ben onu göremezsem de o beni görüyor ve gözetiyor.
Allah'ın rızası Resulullah Efendimizin (s.a.v.) şefaati tarikattaki bütün pir ve meşayihlanmızın himmeti ve mürşidimin yardımı ile bu yolda yürümeye,
ilerlemeye çalışacağım diye düşünmekle yapılır.
Her an şeyhim karşımda eli elimde Allah (c.c.) dan Resulullah'dan (s.a.v.)
pir ve meşayihtan gelen manevi himmet ve manevi cereyan onun yani mürşidimin kalbine akıyor, geliyor.
Ondan da benim kalbime varıyor.
Bu şekilde gözler kapalı olarak yapılır.

 

ZİKRİN NURU AYSA... RABITANIN NURU GÜNEŞTİR. !!!
 

Bilin ki, fakir bir kimse ile kimse uğraşmaz. Evini kilitlemese de içeriye hırsız girmez. Hırsızın gözü zenginin evindedir. Zengin evini kırk kilitle muhafaza etse de hırsızlar yine de girecek bir delik bulmaktalar.

Bunun gibi rabıta da zenginin evindeki değerli eşyalar gibidir. Şeytanın tüm derdi bu evdeki rabıta nimetini çalmaktır.

Rabıta onu adeta çıldırdır. Öy...le bir vesvese fırtınası estirir ki, gönül kulağı açık olanlar bile buna çok şaşırırlar.

İnsanın gönül kulağı açık olsa bile şeytanlar nefis damarıyla da çaktırmadan vesveselerine devam ederler.

Hiçbir zaman umutlarını yitirmezler. Çünkü bir insan ömrünün her saniyesi ile Allah'ı zikretse bile fenafişşeyh ve onun tabi neticesi fenafillah (yani veli) olamaz, ama zikre o kadar yüklenmeden rabıta yolu ile bu makamlara ulaşabilir.

Bunu ben değil sadatlar, başta Gavsı Hizani olmak üzere tüm sadatlar dile getirmiştir.

Şeytanlar bunu bildiği için rabıtada müthiş vesvese verirler. Aslında rabıtasını doğru dürüst yapan kişi Allah'ın izni ile vesveseye de düşmez. Şeytanın bizimle uğraşması hep rabıtadaki ihmallerimiz neticesidir.

Mübarekler diyor ki, zikrin nuru aysa rabıtanın nuru güneş gibidir. Rabıta ile nefis dize gelmektedir. Zulumatları uçup manevi alemdeki şeyhin nefsine benzemeye başlamaktadır.

Manevi alemdeki şeyhin nefsi ise en az mutmainne makamındadır. Çünkü velilik bu makamla başlar.

Tabii her veli şeyh olamaz.

Şeyh kişi ise mutlaka velidir, şeyh olabilmesi için ayrıca sadatlardan ve Hz Rasulluhtan silsile ile icazet alırlar. İşte böyle bir şeyh bulunmaz bir incidir.

Rabıtası ile müritleri nura, feyze, nisbete gark ederler.

Nasıl güneş baharda ekilen tarlaları, bahçedeki ağaçları sıcaklığı, enerjisi, aydınlığı ile ürün verecek bir biçimde olgunlaştırırsa gerçek bir mürşit de böyledir.

Müridün nefsini emmare, levvame, mülhime basamaklarından yukarı doğru çeker, mutmaine basamağına ulaştırıp Allahın dostu kılar.

Ama bu işlem sabır ister, hepsinden önemlisi nefis ve şeytanla mücadele ister.

--------------------------------------------------------------------------------

Şeytanın yardımcısı nefstir. Nefs hiç rabıtayı sevmez. Çünkü nefsin temel arzusu baş olma sevdasıdır.

Rabıta bunu kırdığı için insanların büyük çoğunluğu tasavvufa değil ama rabıtaya karşıdırlar. Rabıta yaparken nefis ve şeytan şu vesveseleri çok verir.

Bak sen şeyhini gözünde canlandıramıyorsun. Kaşı olmadı, gözü böyle değildi, simasını değiştirdin, sakalını dedene benzettin, sen bu rabıtayı yapamayacaksın bırak bari, rabıta zamanı boşa harcamaktır, ne nur ne feyz ne nisbet üzerine geliyor, rabıta yapacağına şu önemli işine bak, rabıta ile şeyh kendisini insanlardan büyük görmekte, rabıta Allah ile arana kul sokmaktır. vb. Bütün bunlar rabıta karşısında kuduran şeytanın ve nefsin hezeyanlarıdır.

Öncelikle şunu söyleyeyim ki, rabıta için şeyhinizi gözünüzün önünde canlandırmanıza gerek yoktur. Sadece şeyhinizin karşınızda veya yanınızda olduğunu varsayın. Yani siz şeyhin huzurundasınız. Bu yeter de artar bile. Ama muhabbetin aşırılığında istemeseniz bile şeyh gözünüzün önünde canlanır.

Tabii insanın her günü aynı olmaz. Bazen muhabbet düşebilir, böyle zamanda onun varlığının karşınızda ve yanınızda olduğunu varsaymanız da rabıtanın nimetlerine ulaşmada yeter. Şeyhin bir kaşı, bir burnu, bir sakalı bile rabıta için yeterlidir. Hatta size ilginç gelecek, değil şeyhin fiziki portresi mekanında olduğunu düşünmeniz bile rabıtadaki nimetleri oluk oluk üzerinize yağdıracaktır.

Bunları biz deneyimlerimizle bildiğimiz gibi sadatlar da böyle söylemişlerdir.

Rabıtanın nimetlerine kavuşmak istiyorsak sadece akşam namazından sonra yapılan suri rabıta ile yetinmemeliyiz. Bu konuda hırslı olmalıyız.

--------------------------------------------------------------------------------

Akşam namazından sonraki rabıta derstir. Yapılmazsa olmaz.
Adabına uygun olarak yapmaya çalışalım. Çok bereketlidir....!!!


--------------------------------------------------------------------------------

Bir de manevi rabıta vardır. Buna maiyyet rabıtası da denir. Bu her yaptığımız işte, her an rabıtalı olmaktır. Bu rabıtada şeyhini sakın sureten canlandırmaya çalışma, zira nefis bıkar, sen de yorulursun, terk edersin, bir daha da dönüp manevi rabıtaya bakmazsın. Zorlanırsın.

Hem şeyhi sureten canlandırmakla onun senin yanında olduğunu varsayma ile yapılan rabıtaların kazançları arasında o kadar büyük bir fark yoktur.

Peygamberimiz s.a.s amellerin az da olsa devamlı olanının daha hayırlı olduğunu söylemiştir.

Nefsin de dilini anlamak gerekir. Onun da bazı işlerde hakkı vardır.

Manevi rabıtada şeyhi gözünün önünde canlandırmayacaksın ama şeyhin daima senin yanında olduğunu farz edeceksin. Bu nefis için fazla enerjiye mal olmayacağı için sana zamanla bir meleke kazandıracaktır.

Tabii nefis sahibini dinlemeyen eşekler gibi bazen bu işten kaçacaktır. Ama sen aklına gelir gelmez manevi rabıtaya devam edeceksin.

Bir de göreceksin ki, zamanla bu iş sana meleke olmuş, artık istemesen de manevi rabıtaya geçmektesin. Şunu söyleyeyim ki, manevi rabıtayı alışkanlık haline getiren aynı silahlı bir kişidir. Ona yanlış yapanlar sadatlardan tokat yemeye, güzellik yapanlar da yardım almaya başlarlar.

Allah hepimize manevi rabıtayı nasip eylesin. Amin. İşte tasavvufta makam kazanmak isteyenler bu manevi rabıtayı ihmal etmemelidir.

Hem işini yapıyorsun, hem dinleniyorsun, hem sohbet ediyorsun, hem yürüyorsun, hem yemek yapıyorsun, hem dinleniyorsun. hem de şeyhim benim yanındadır düşüncesi ile zamanın manevi anlamda kazanca dönüşüyor.

Tek sorun bunu yaşamına sokup alışkanlık ve meleke haline getirmek. Biraz üzerinde durursan nefsin de buna alışır. Sigara gibi zararlı bir alışkanlığı nasıl bırakmada nefis zorlanıyorsa bu manevi rabıtaya da nefis bir alıştı mı, hele ilerleyen zamanda bir de tadını almaya başladı mı istese de bırakamaz. Çünkü nefis alışkanlıkların tutsağıdır. Bu konuda iradesi zayıftır. Başlangıçta onu ikna ettikten sonra biraz zorlamak gerekir.

Bu rabıta hayatının içine girdi mi şeytan da sana pek bulaşamaz, yani vesveseye pek düşmezsin. Biz bunu ihmal ettiğimiz için bu konuda çok sıkıntılar yaşadık. Kel olduktan sonra ilaç az fayda eder.

Yani bilgisayar virüs kaptı mı temizlemek zaman alıyor, ama koruyucu oldu mu anında müdahale ediyor.

Bu manevi rabıta vesveseye düşmekten Allahın izni ile müridi korur. Şeytanlar pek yaklaşamazlar böyle bir kişiye.

--------------------------------------------------------------------------------

Üçüncü önemli rabıta çeşidi telebbüsü rabıtadır. Bu rabıta kendini yok farz edip şeyhi üzerine giydirmektir.

Telebbüsü demek zaten elbise demektir.

Yani şeyhi bir elbise gibi üzerine giymektir. Bu rabıtayı uyurken yaparsanız şeytandan ve bütün afetlerden emin olusunuz.

Yemek yerken yaparsanız yediğiniz yemeğin hafifliğini hissedersiniz. Bütün o yedikleriniz adeta nura dönüşür.

Ben yemek yerken şöyle bir düşünceyle bunu alışkanlık haline getirdim. Dedim ki nefsime, öğünde kaç lokma yiyorsun, ne var ki telebbüsü rabıta ile yiyip de her lokmada Allah'a şükür ve hamd kılsan. Beş dakika dişini sık. Sayılı lokmalar var.

Nefsim bu konuda halen benimle oyun oynamakta, ama bazen on ikiden vurduğum oluyor, ama bu az oluyor.

Zira nefis yemek yerken aynı köpekler gibi davranıyor. Nasıl bir kemiği ağzına alan köpek yanına yaklaşana hırlarsa nefis de telebbüsü rabıtada huysuzlanıyor, onu ihmal etmek istiyor. Allah her birimize yemeklerde telebbüsü rabıtayı nasip etsin. Amin.

Tabii ibadetleri yaparken özellikle vird ve zikri çekerken hayaline hem kendini şeyhin mekanına atmalısın hem de telebbüsü rabıta yaparak çift rabıtayla malı götüreceksin.

Zikir de ayrı bir kazanç olacak.

--------------------------------------------------------------------------------

Kitaplara baktığınızda sadatlar o kadar çok değişik rabıta türleri anlatmışlar ki.

Bunlara ben hayali rabıta diyorum.

Mesala şeyhini deniz farz edeceksin kendini de o deryaya karışmış bir damla. Başka bir tanesinde şeyhini çadır olarak düşüneceksin kendini de o çadırın içinde göreceksin. Şeyhini başındaki kavuk olarak hayal edeceksin.

Bütün bu rabıta türlerinin ortak paydasında şeyhin vücudu ortadan kalkıyor , yerine başka nesneler konuluyor, bu nesnelerle mürit kendisini ilişkilendirerek nur, feyz ve nisbete gark oluyor.

Bu rabıta türleri zor gibi görünse de aslında çok kolaydır, biraz da bereketlidir.

Nefsin de az da olsa hoşuna gider. Fantezi gibi. Ara sıra yapmakta fayda vardır.

Nefse aynı yemeği verirseniz bıkar ve homurdanır. Biraz değişiklik onun iştahını artırır.

Mürit günlük hayatında bu rabıtaları arabanın vitesleri gibi kullanmalıdır. Birinden nefsi bıkınca diğerine geçmelidir.

Daha doğrusu günlük yaşamın şartlarına göre, kolaylık ve zorluk açısından birini bıraktığında diğerine yönelmelidir.

Hayatı, günlük yaşamı baştan sona rabıtalı olmalıdır. Dediğim gibi bu bir incidir katır boncuğu değildir.

Rabıtanın kıymetini bilelim. Dualarınızla. Allah kusurlarımızı bağışlasın, ŞEHLERİMİZİN DE himmetini nasib eylesin...AMİN


AKŞAM NAMAZINDAN SONRAKİ RABITA:
Akşam namazından sonraki rabıta derstir.
Yapılmazsa olmaz. Adabına uygun olarak yapmaya çalışalım.
Çok bereketlidir....!!!
~ AKŞAM RABITASI NASIL YAPILIR ~
!!! AKŞAM RABITASI... Akşam namazından sonra yapılır !!!

... -15 dakikadan az olmaz, bir buçuk saate kadar uzayabilir. !!!
-Rabıta yapacak olan yüzünü kıbleye döner !!!
-Otururken sağ ayağını sol ayağının altından çıkarır,
-Gözlerini yumar, 21 Estağfirullah çeker.
Estağfirullahlar ile günün ağırlıkları ve dünya didişmelerinden kirlenen kalbi temizlemeye başlar. !!!

-Daha sonra Sultanımızı azim, nurani ve latif makamda düşünür.
Mesela bir kürsüde durduğu yerin başından arş-ı ala'ya uzanan nurani bir sütun tasavvur eder.
Allah'ın rahmeti Sultanımızın başına nurani bir sütunla iner ve birleşir.
Mürid o nurani sütundan nurani bir ziyanın kılıç gibi kendi kalbine aktığını düşünür.

Kalpteki günahların mermere damlayan asit gibi kalpte yara açtığını düşünerek bu nurun o yaralara
merhem olup kalbi cilaladığına inanır.
Cilalaya cilalaya bir hafta rabıtanın içinde kaybolursa, rabıtası yoğunluk kazanır ve o insan
istikamet sahibi olur.
Tarikattan çıkmak istese de artık çıkamaz.

- Bizi birisi çağırırsa 21 Estağfirullah çekip gözümüzü açarız.
Giderken gözler açık olduğu halde rabıta devam eder.

Mecbur olmadıkça konuşmayız.
Elimiz işte olsa bile, gönlümüz rabıtada olur.